warning: Creating default object from empty value in /home/masal/domains/1001masal.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Sabri Deniz

İzmir'i Ermeniler yaktı

İzmir, 15 Mayıs 1919'da Yunan kuvvetlerince işgale maruz kalmış, bu arada birçok yerli halkla beraber, kışlarlında acı sonu gözlemleyen Türk askerimizde kılıçtan geçirilmiştir.

Yerli Rum ve Ermeni halkımız işgali büyük bir sevinç ve neşe ile karşılamış, o güne kadar kardeşane bir şekilde yaşadığı Türk komşularına karşı hasmane bir tavır sergilemişlerdir. 3 sene 3 ay 24 gün bir esaret hayatından sonra Türk ordusu, 30 Ağustos 1922 Başkumandanlık Meydan Savaşından sonra, bozguna uğrattığı Yunan ordusunun ardından 9 Eylül’de İzmir’e, Türk halkının büyük neşe ve sevinç çığlıkları içinde girdi, Hükümet konağına ay yıldızlı bayrağımızı çekti.

Adnan Menderes kimdi, Apo kimdir?

Bu iki ismi yan yana koymaktan utanç duyuyorum ama neylersin ki, son günlerde PKK yandaşları işi o kadar ileri götürdüler ki, İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen, 40 bin insanın ölümüne, pek çok köyün, mezranın boşaltılmasına, 300 milyar dolar yani, 300 katrilyon paranın harcanmasına çocuk, kadın, yaşlı, genç insanımızın Türk-Kürt ayırımı yapmadan katline neden olan bir cani için, Türkiye’yi bir baştan bir başa savaş alanına çevirdiler.
Pekala Adnan Menderes kimdir?

Adnan Menderes'in yükselişi ve sonu

DP, 7 Ocak 1946 yılında 64 yıl önce Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü tarafından kurulmuştur. Yani İkinci Cihan Harbi’nin sona ermesinden 1 yıl sonra, CHP’ye tek rakip olmuştur ki, DP’ye karşı halkın büyük teveccüh göstermesinden kuşkulanan CHP, hemen seçim kararı almış, 21 Temmuz 1946 yılında sandığa gitmiştir. O zaman ki seçim yasası, açık oy, gizli tasnif şeklinde olduğundan, DP’nin oylarının gizli odalarda gasp edildiği ve yerine CHP’nin oylarının konulduğu hâlâ söylenmektedir. Bunun en canlı misali, Mersin’in Aslanköy nahiyesindeki (Şimdi ilçe olmuştur) halkın, sokağa dökülerek yapılan oy hırsızlığına isyan etmesidir.

27 Nisan Muhtırası ve önceki darbeler

Türkiye, 27 Mayıs 1960 ihtilalini müteakip 22 Şubat 1961 yılında ve 21 Mayıs 1962 yılında olmak üzere, Albay Talat Aydemir tarafından başlatılan ve kendisinin ve Yarbay Fethi Gürcan’ın idamları ile son bulan iki ayaklanma olmuştur. Ayrıca isyana katılan Harbiye talebeleri de okuldan ihracı edilmişlerdir. Bu hareket yurtta, ne sosyal, ne siyasi bir etki yapmadığından, bu güne kadar üzerinde durulmamıştır.

12 Mart 1971 muhtırası ise, mevcut hükümetin, ki Başbakan Süleyman Demirel ve Adalet Partisi tek başına iktidarda idi, Hükümet istifa ettirilmiş, CHP’den istifa ettirilen Nihat Erim başkanlığında ekseriyeti meclis dışından alınan teknokratlardan oluşan koalisyon hükümeti kurulmuştu. Halbuki, AP hükümeti, 1969 seçiminden tek başına iktidar olacak şekilde galip çıkmıştı. Ekonomik durum fevkalade, yatırımlar yapılmakta, işsizlik çok az, kalkınma hızı yüzde yedilerde bulunuyordu. Durum bu vaziyette iken, Genelkurmay Başkanlığında üç kuvvet komutanı neden muhtıra ile mevcut hükümeti yıktıklarının iç yüzü hâlâ karanlıktadır.

Soykırımı Türk milleti derinden yaşamıştır

Anadolu’da yaşayan etnik grupların bir kısmı (Çerkez, Abaza, Gürcü, Çeçen gibi) Kafkasya’dan, büyük bir çoğunluk ise (Arnavut, Boşnak ve diğerleri) Rumeli’nden büyük bir perişanlık içinde ve katliam korkusunu içlerinde yaşayarak Anadolu’ya göç etmişlerdir. Devlet bu gelenleri, büyük ekonomik sıkıntısına rağmen Anadolu’nun muhtelif beldelerinde iskana tabi tutmuş ve oralarda yerleştirilmiştir.

Abdülhamid Han'ın mektubunun düşündürdükleri

Abdülhamid Han , 31 Ağustos 1876'da 34. padişah olarak tahta çıkmış, 32 yıl 8 ay süren saltanattan sonra 27 Nisan 1909'da hal edilmiştir. Bu uzun saltanatı sırasında, ülkeyi savaşa sokmamak için çok gayret sarf ettiği halde, Kıbrıs’ın, Mısır’ın İngilizler, Tunus’un Fransız’lar, Bosna-Hersek’in Avusturya tarafından işgalini, Yunanistan’la savaşı, Bulgaristan Krallığını önleyememiştir.

Bu olaylar üzerine Birinci Meşrutiyeti askıya almış, böylece idareyi eline almıştır. Ancak, dünyada gelişen siyasal, sosyal gelişmeler sonucunda, içeride ve dışarıda faaliyet gösteren ve jön Türk’ler olarak ünlenen kişi ve kuruluşların direnç göstermeleri sonun da II. Meşrutiyeti ilan etmek zorunluluğunda kalmıştır.

İçerik yayınları

Son yorumlar